Kentler ve Ulaşılabilirlik

Kentlerdeki yaşam, yaşayanların ihtiyaçları karşılanabildiği ölçüde ulaşılabilir ve rahattır. Kentte yaşayan herkes bağımsız olarak istediği yere gidebilmeli. Herkes her türlü olanağa ulaşabilmeli, kullanabilmeli ve kendi hizmetini sunabilmelidir.
Ulaşılabilirlik, yaşadığımız çevreyle uyumlu olarak ihtiyaçlarımızı engelsiz karşılayabildiğimiz oranda gerçekleşir. Yaşantımızda karşımıza çıkacak engeller, günlük hayatımızı olumsuz etkiler ve yaşamsal ihtiyaçlarımızı karşılamamızda sorunlar yaratır. Günlük yaşantılarında genellikle yardıma gereksinim duyan özürlüler, yaşlılar ve hastalar bu engellere karşı daha duyarlıdır. Olumsuzluklar sosyal yaşama katılımlarını etkiler. Sokağa çıkıp basit ihtiyaçlarını karşılamadaki çabalarından, engellerle (uygun olmayan kaldırımlar, merdivenler, kapılar vb.) karşılaştıklarında vazgeçerler. Evden dışarı çıkamaz hale gelirler ve   başkalarına bağımlılıkları artar.
Güvenli ulaşımın ayrıntıları ..
Zamanımızın büyük bir bölümünün geçtiği evlerimize, işyerlerimize, sosyal faaliyetleri sürdürdüğümüz çeşitli merkezlere, sağlık ve eğitimle ilgili birimlere ulaşılabilirliğin engelsiz sağlanabilmesi yaşamsal önem taşır. Doğal olarak tüm bu alanlara erişimde kullanacağımız ulaşım ağı (kara, deniz, hava taşımacılığı ve yaya yolları vb.) ve araçlarında da (otobüs, tren, vapur vb.) kullanımı engelleyici veya zorlaştırıcı sorunların en az olması beklenir. Ulaşım araçları ve bekleme yerlerinde (istasyon, durak vb.);   giriş-çıkışların, araca binme-inme koşullarının herkes için uygun düzenlenmesiyle, özürlü, hasta, yaşlı dahil olmak üzere tüm kent insanlarının yaşam çevrelerinde ihtiyaç duydukları her alana engelsiz erişimi sağlanmış olur.
Sokaktaki engeller…
Yayalara ayrılmış alanları (parklar, meydanlar, kaldırımlar vb.); herhangi bir engele veya tabelaya çarpmadan, ayağımız takılmadan güvenli bir biçimde kullanabilmeliyiz. Yaya geçişleri; özürlü ya da yaşlı olma durumunu da dikkate alan, herkesin kullanabileceği, güvenli, yeterli görsel ve işitsel donanıma sahip şekilde tasarlanmış olmalıdır.
Ulaşılabilir binalar…
Merdivenlerle ulaşılan bina girişleri, dar kapılar ve koridorlar, emniyetli iniş-çıkışı engelleyecek konumdaki rampa ve merdivenler, yetersiz yönlendirme ve aydınlatma, herkes için kullanım güçlüğü yaratacaktır.
Evimizi güvenli yaşam alanı haline getirmek…
Yaşamımızın büyük bir bölümünün geçtiği evlerimiz de hareketlerimizi ve yaşantımızı zorlaştırmayacak şekilde tasarlanmalıdır. Kapılarımız, yaşantımızın tüm olası evrelerinde (hastalık, sağlık, özürlülük, yaşlılık vb.) geçişlerimize uygun genişlikte ve eşiksiz düzenlemiş olmalıdır. Yoğun olarak kullandığımız mekanlar (banyo, wc ve mutfak vb.); yapmak istediğimiz iş ve çalışmalara engel olmayacak boyutlarda ve malzeme ile tasarlanmış olmalıdır.
Türkiye nüfusunun %7.5’i (özürlü nüfus: 1.234.139, 65 yaş ve üzeri: 3.858.949, DİE 2000 Nüfus Sayımı;) ulaşılabilirlik konusunda hassastır. Sosyal yaşama katılımları açısından, kent ve bina ölçeğindeki doğru yaklaşımlar hepimizin hayatını kolaylaştıracak ve insanların hayata daha fazla umutla, mutlulukla bağlanmasını sağlayacaktır.
Ulaşılabilir kent…
Görerek, duyarak, hissederek, yürüyerek yaşadığımız kentimizi ve evlerimizi, bir kez de göremeden, duyamadan, hissedemeden ve yürüyemeden kullanabilmeyi düşünelim. Mimarlıkla doğrudan ilişkili tüm bu alanlar için doğru tasarım yaklaşımı, uygun malzeme seçimi, görsel, işitsel organizasyon, yaşantımızı güvenli ve rahat devam ettirmek açısından önemlidir.